16 Ekim 2009 Cuma
Okulda İngilizce Diyalog | İngilizce Diyaloglar
Okul 26 Ağustos'ta başlıyor School starts on August 26th.
Hangi okula gidiyorsun? Which school do you go to?
Oxford üniversitesine gidiyorum. I go to the University of Oxford.
Kaçıncı sınıftasın? Which year are you?
İlk yıldayım -İkinci yıldayım - üçüncü yıldayım - son yıldayım I'm a freshman - I'm a sophomore - I'm a junior - I'm a senior
Bu sömestir hangi sınıfları alıyorsun? What classes are you taking this semester?
Bu sömestir finans, işletme ve pazarlama derslerini alacağım I'll be taking finance, management and marketing this semester.
Öğretmenlerinin kim? Who are your professors?
Finansı Johnson'la Pazarlama'yı Matthews'la alacağım Johnson for finans and Matthews for marketing
Kitaplarını nereden alacaksın? Where will you buy your books?
Kütüphaneden From the library
Ögrenci yurdundamı kalacaksın? Are you going to stay at the dorm?
Hayır, birkaç arkadaş ev tuttuk. Queens semtinde kalacağız. No, me and some friends rented a place together, it is by Queens
Arkadaşlarınla nerede tanıştın? Where did you meet your friends?
Geçen sene katıldığım kardeşlik cemıyetinde tanıştım. I met them in the fraternity I joined last year.
O camiyetlere girince derslere çalışma zamanın daralmıyormu? Isn't true that you can study as hard for your classes when you join those organizations?
Evet daralıyor, ama benim kardeşlik cemiyetinde bu sene alacağım sınıfları alan arkadaşlardan özetler aldım. Yes, that is true, but I am getting notes of the classes from fraternity friends who already took these classes.
Okul taksiti nedir? What is the tuituon?
Sömestir başına $4500 It is $4500 per semester.
Nasıl para alıyorsun? How are you getting the money?
Haftada 20 saat spor salonunda çalışıyorum. Gerisini bizimkiler bankayla yolluyorlar. I work 20 hrs a week at the gym, and my parents wire the rest.
Tamam o zaman. Benim sınıfım 10 dakika da başlıyor, ben kaçıyorum. O.K. - I got a class that starts in 10 minutes, I gotta run.
Oldu - görüşmek üzere... O.K. - see you later
Alışverişte İngilizce Diyalog
Bu ayakkabilar $45 These shoes are $45
Bu pantalonun baska rengi varmı Do you have these pants in a different color?
Evet, bu pantolonun yeşili ve kahverengisi var Yes, we have these pants in green and brown also
Bu etek sanırım biraz küçük I think this skirt is a little small
Evet, bence de. Başka bir bedenini denemek istermisin? I think so, too. Would you like to try a different size?
Bu pantalon çok büyük These pants are too big
Bence tam oturdu. Yeni moda pantalonlar zaten hep böyle I think it fits perfect. This cut is the new fashion
Çok pahallı Very expensive
Çok mu pahallı? Burası şehrin en ucuz mağzası Very Expensive? This is the chapest store in town
Çok ucuz Very cheap
Acaba indirimdemi? I wonder if it is on sale?
Daha ucuza bir çizme varmı ? Is there a cheaper boot?
Bu markanın daha ucuz çizmesi yok This brand doesn't have a cheaper style
Kredi kartıyla ödeyebilirmiyim? May I pay with a credit card?
Hayır, kredi kartlarını kabul etmiyoruz I am sorry, we do not accept credit cards
Çek yazabilirmiyim? May I write a check?
Tabiiki - Lütfen ehliyet numaranızı çekin üstüne yazınız Of course - Please write down your license number on the check
Ben ödemek istiyorum I would like to pay for this
İmkanı yok. Senin paranı ölsem almam No way! I'd rather die than take your money.
Şapka - tişört - gömlek - kazak hat - t-shirt - dress shirt - sweater
pantolon - etek - palto - iç çamaşır pants - skirt - coat - underwear
küpe - kolye - elmas - altın - gümüş earring - necklace - diamond - gold - silver
halı - çanta - deri - kumaş rug - bag - leather - cloth
yün - pamuk - ipek - naylon wool - cotton - silk - nylon
İngilizce Tanışma Diyalogları | Ana Kelimeler
Evet Yes
Hayır No
Lütfen Please
Tamam O.K.
Teşekkürler Thank you.
Merhaba Hello
Adınız nedir? What is your name?
Benim adım ....... My name is....
Tanıştığımıza memnun oldum. I am glad we met
Eşinizin adı nedir? What is your wife's name?
Eşimin adı Marylynne My wife's name is Marylynne
Oğlunuzun adı nedir? What is your son's name?
Oğlumun adı Mark. My son's name is Mark
Kızınızın adı nedir? What is your daughter's name?
Kızımın adı Lisa'dır. My daughter's name is Lisa
Nasılsınız? How are you?
İyiyim, sağolun. Siz nasılsınız? I am fine, thank you. How are you?
Bende iyiyim çok teşekkürler. I am also well,thank you.
Nerelisiniz? Where are you from?
Türküm, İstanbul'dan geliyorum I am Turkish. I am coming from Istanbul
Nerede kalıyorsunuz? Where are you staying?
Marriott'ta kalıyorum. I am staying at the Marriott
Tanıştığımıza çok memnun oldum I am glad we met
Ben de Me too!
Saat kaç? What time is it?
Saat... The time is...
Telefon numaranızı alabilirmiyim? May I have your phone number please?
Tabii ki. Telefonum 212-555-1453 Sure. My number is 212-555-1453
Hoşçakalın Goodbye
Günaydın Good morning!
İyi akşamlar Good evening!
İyi geceler Good night!
Tekrar görüşmek üzere! See you later!
İngilizce Sıfatlar | Adjectives
He is an intelligent student. (O, zeki bir öğrencidir.)
She is a pretty girl. (O, güzel bir kızdır.)
İngilizce'de sıfatlar genellikle sonuna aldıkları eklerle tanınabilir. Belli başlı sıfatlar aşağıda verilmiştir:
-al: typical (tipik), special (özel), international (uluslararası), industrial (endüstriyel), mental (zihinsel), physical (fiziksel), general (genel)
-ant: pleasant (hoş, samimi, memnun), significant (önemli), tolerant (hoşgörülü), variant (varyant, değişiklik gösteren)
-ent: different (farklı), patient (sabırlı), sufficient (yeterli), excellent (harika), frequent (sık)
-ous: serious (ciddi), anxious (endişeli, kaygılı), nervous (sinirli, gergin), dangerous (tehlikeli), obvious (apaçık, açık, belirli), famous (meşhur), conscious (endişeli)
-ic: horrific (korkunç) , democratic (demokratik), scientific (bilimsel), platonic (platonik), sympathetic (sempatik), basic (temel)
-y: dirty (kirli), dusty (tozlu), messy (dağınık), noisy (gürültülü), sandy (kumsal), stony (taşlı), rocky (kayalık), healthy (sağlıklı), hungry (aç), angry (sinirli)
-ive: active (faal, hareketli), passive (pasif), attractive (çekici, cazibeli), expensive (pahalı)
-able: comfortable (rahat), enjoyable (eğlenceli, neşeli), fashionable (modaya uygun)
-ible: possible (mümkün), horrible (korkunç)
-ful: useful (faydalı), careful (dikkatli), beautiful (güzel), skilful (becerikli), grateful (memnun), faithful (inançlı)
-less: useless (faydasız, yarasız), careless (dikkatsiz), breathless (nefessiz)
-ed: bored (canı sıkılmış, bıkkın, usanmış), tired (yorgun), surprised (şaşırmış), worried (endişelenmiş), confused (kafası karışmış), excited (heyecanlı)
-ing: interesting (ilgi çekici), boring (sıkıcı, usandırıcı), tiring (yorucu), surprising (şaşırtıcı), worrying (endişelendirici), confusing (kafa karıştırıcı), exciting (heyecan verici)
Yukardaki tabloda verilenlerin dışında her hangi bir ek almadan kullanılan sıfatlar da vardır:
good (iyi), fast (hızlı), pretty (güzel), big (büyük), small (küçük), tall (uzun), great (büyük), long (uzun), large (geniş), hard (sert, zor) gibi sıfatlar bunlara örnek verilebilir..
İngilizce Atasözleri | Türkçe Anlamlarıyla İngilizce Atasözleri
Adamın adı çıkacağına canı çıksın
A quiet baby gets no suck
Ağlamayana meme yok
Better late than never
Geç olsun güç olmasın
Easy come, easy go
Haydan gelen huya gider
Barking dog never bites
Havlayan köpek ısırmaz
It never rains, but pours
Aksilikler hep üst üste gelir
Your mother alone will be wail on you
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar
You can't teach an old dog new tricks
Ağaç yaşken eğilir
Save up something for a rainy day
Ak akçe kara gün içindir
Every cloud has a silver lining
Her felakette bir hayır vardır
All that glitters isn't gold
Her sakallıyı deden sanma
Man make houses, women make homes
Yuvayı dişi kuş yapar
Better lose the saddle than the horse
Zararın neresinden dönülürse kardır
A rolling stone gathers no moss
Yuvarlanan taş yosun tutmaz
If the cap fits, wear it
Yarası olan gocunur
Cheats never prosper
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar
Too many cooks spoil the broth
Horozu çok olan köyde sabah erken olur
Two cunning men will not try to make a dupe of each other
İki cambaz aynı ipte oynamaz
Talk of the devil and you'll see his hoofs
İti an çomağı hazırla
A friend in need is a friend indeed
Dost kara günde belli olur
A change is as good as a rest
Tebdili mekanda hayır vardır
Don't teach your grandmother to suck eggs
Tereciye tere satılmaz
Cleanliness is next to godliness
Temizlik imandan gelir
Do as the Romans do when in Rome
Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin
Speech is silver, but silence is gold
Söz gümüşse sükut altındır
The early bird gets the worm
Sona kalan dona kalır
He that laughs last laughs best
Son gülen iyi güler
Once burnt twice shy
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer
Good words are worth much, and cost little
Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır
Throw out a sprat to catch a mackerel
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez
All his geese are swans
Karga yavrusunu şahin görür
As you make your bed, you lie on it
Kendi düşen ağlamaz
Spare the rod and spoil the child
Kızını dövmeyen dizini döver
The apples on the other side of the wall are the sweetest
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
Nothing venture, nothing have
Korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan
Covards die many times before their deaths
Korkunun ecele faydası yoktur
The rotten apple injures its neighbours
Körle yatan şaşı kalkar
Bad news travels fast
Kötü haber tez yayılır
As you sow, so you shall reap
Ne ekersen onu biçersin
Christmas come but once a year
Papaz bir kere pilav yer
Who pays the piper calls the tune
Parayı veren düdüğü çalar
Everything comes to him who waits
Sabreden derviş muradına ermiş
All well that ends well
Sonu iyi biten herşey iyidir
It's not over until the fat lady sings
Dereyi görmeden paçaları sıvama
An apple a day keeps the doctor away
Güneş girmeyen eve doktor girer
ACTİVE PASSİVE VOİCE | Etken Edilgen Çatılar
Aktif cümlelerde özne (subject) hareketi yapan, aksiyonu icra eden, performansı gösteren kimse veya şeydir. Bu tip cümlelerde, söyleyen veya yazan açısından asıl önemli olan hareketi yapan kimsedir.
Böylece, bir cümlenin aktif(etken) veya pasif(edilgen) oluşu, fiilin açıkladığı aksiyon veya hal ile, bu fiilin özne, nesne gibi katılımcıları arasındaki ilişkiyi gösterir.
Mesela,
The dog ate the bone. = Köpek kemiği yedi.
Cümlesinde ate = yedi (eat = yemek fiilinin geçmiş zaman hali) aktif (etken) fiildir.
Fakat,
The bone was eaten by the dog. = Kemik köpek tarafından yendi.
Cümlesindeki “ was eaten” pasiftir.
Pasif cümlelerde, özne üzerine hareketin yapıldığı, harekete maruz kalan, alıcı mevkiinde kalan yani pasif durumdaki kimse veya şeydir.
Pasif çatılı cümleler oluşturmak için zorunlu olarak, bazı kelimeler ilave edilir. Dolayısıyla, anlaması daha zordur. Hele fazlaca kullanıldığında pasif cümleler bir yazıyı sıkıcı, düz bir yazı haline getirir.
Aktif cümleler ise, daha akıcıdır ve pasif cümleye göre anlaşılması daha kolaydır. Ayrıca, anlatımda daha direkt bir yol olduğundan, yazarlar çoğunlukla aktif cümleleri yeğler.
Ancak, bazı hallerde pasif yapılı cümleler tercih edilebilir.
a)Aksiyonun sahibi bilinmediği veya buna ihtiyaç duyulmadığı cümlelerde.pasif cümle uygundur.
Örnek:
The soldiers were counted one by one = Askerler teker teker sayıldı.
My proposal is accepted. = Önerim kabul edildi.
All the windows of the house were broken. = Evin bütün camları kırıldı.
Bu cümlelerde yazar, aksiyonun kendisine vurgu yapmış, ama aksiyonun sahibine önem vermemiştir.
b)Yazar, monotonluğu engellemek, cümle yapısında çeşitlilik yaratmak için pasif yapı kullanabilir.
c)Resmi uyarı veya anonslarda pasif kullanılır.
Passengers are requested to fasten their seat belts. = Yolcuların koltuk kemerlerini bağlamaları talep edilir(gerekir)
d) Bilimsel içerikli yazılarda pasif cümleler nispeten fazlaca kullanılır. Bunun nedeni, makale veya incelemenin sübjektiflikten uzak, objektif olması gereğidir. Aktif cümlelerde, özne kullanıldığından, yani şahıslardan bahsedildiğinden afakilik ortaya çıkabilir. Pasif cümleler bilimselliğin şartı olan tarafsızlık yönünden daha uygundur. Buna rağmen, bilimsel yazılarda dahi çok fazla ve çok uzun pasif cümlelerden kaçınılması tavsiye edilir.
e) Gazete başlıklarında, reklamlarda pasif kullanılır.
Dikkat: Pasif cümle yapabilmek için fiilin geçişli = transitive olması gerekir. Yani, ne? Kim? sorularına yanıt verilebilmelidir.
Mesela, I go home = Eve giderim
Cümlesi geçişsizdir = intransitive. Çünkü, Ne? Veya kim? sorusuna bu cümlede yanıt bulunmaz.
Dolayısıyla, böyle cümlelerin pasif şekli yoktur. (Ancak, bazı geçişsiz fiiller preposition eklenerek geçişli hale getirilir ve ondan sonra pasif cümle kurulabilir).
Halbuki,
I am reading a book. = bir kitap okuyorum. = geçişli bir fiildir.
Ne okuyorsun? (What are you reading?) diye sorulduğunda,
I am reading a book. = bir kitap okuyorum. yanıtı verilir. Bu tür cümlenin pasif halini kurmak olanaklıdır.
A book is read by me. = Bir kitap benim tarafımdan okunuyor.
Başka bir deyişle; nesne alan fiillere geçişli fiiller, nesne almayan fiillere geçişsiz fiiller denir. Geçişsiz yani nesnesiz cümlede yüklemle maruz kalan bir nesne bulunmadığı için bu cümlenin pasif formu da yoktur.
Önemli : İki nesnesi olan cümlede pasif hale nasıl dönülür?
Bazı cümlelerde; biri dolaysız nesne (direct object), diğeri dolaylı nesne (indirect object) olmak üzere iki nesne bulunur. Bu tür cümlede nesnelerden her biri özne yapılmak suretiyle iki farklı türde pasif cümle kurgulanabilir.
Böyle cümlelerde kullanılan fiiller şunlardır:
*Bring = getirmek
*Promise =söz vermek
*Give = vermek
*Refuse = red etmek
*Leave = ayrılmak, bırakmak
*Send = göndermek, yollamak
*Lend = ödünç vermek
*Show = göstermek
*Order = emretmek, sipariş vermek
*Tell = söylemek
*Pay = ödemek
Örnekler:
I gave him a pencil. = Ona bir kalem verdim.
Cümlesinde dolaysız nesne (direct object) = pencil = defterdir, dolaylı nesne ise him = ona dır. Bu durumda iki farklı şekilde pasif cümle yapılabilir. İkisinin de anlamı aynıdır.
Peki, bu ikisi arasında hangisini tercih etmeliyiz? Diye sorarsanız yanıtı şöyle.
Şayet kişiye önen veriyorsanız
He was given a pencil (by me). = Ona (benim tarafımdan) bir defter verildi. = Burada kişi ön plana alınmış, vurgulanmış.
Cümlede geçen eşyaya önem verirseniz.
A pencil was given to him (by me) = Anlam değişmez Ama, kalem ön plana alınmış, vurgulanmış
Uygulamada kişiler genellikle daha önemli olduğundan dolaylı nesne üzerine pasif yapılır.
Dikkat :Pasif cümlede yalın nesne başa alınırsa, aktif cümleden farklı olarak, dolaylı nesneden önce “to” yazılır.
Aktif : I gave her all my life. = Ona bütün hayatımı verdim.
Pasif : All my life was given to her. = Bütün hayatım ona verildi.
Dikkat : pasif yapıda hareketin kim veya ne tarafından yapıldığını, yani ajanı(agent) (göstermek için: By + ajan kullanılır. By him, by her, by them, by …gibi. Ancak bu zorunlu değil, isteğe bağlıdır. O nedenle, aşağıdaki örneklerde parantez içinde gösterilmiştir.
Aktif – Pasif Cümleleri Zaman Kipleri içinde İnceleyelim.
1- Simple Present Tense :
Pasif Yapma Formülü : Özne (subject) + to be= olmak fiili + V3 = yani fiilin üçüncü hali
Aktif : She cleans the room every day. = O her gün odayı temizler
Pasif : The room is cleaned (by her) every day. = Oda her gün (onun tarafından) temizlenir.
Aktif : He gives her a nice present every Christmas. = Ona her Noel güzel bir hediye verir.
Pasif a) A nice present is given to her every Christmas. = Ona her Noel güzel bir hediye verilir.
b)She is given a nice present every Christmas. = Ayni anlama sahip.
Aktif cümlede; “a nice present” ve “her” olmak üzere iki nesne bulunduğundan, nesnelerin her biri için farklı pasif cümle yapılır. Ancak, anlam değişmez.
Aktif : Where do you grow flowers? = Nerede çiçek yetiştirirsiniz?
Pasif : Where are the flowers grown? = Çiçekler nerede yetiştirilir?
Aktif : What do you see in the picture? = Resimde ne görürsün?
Pasif : What is seen in the picture? = Resimde ne görülür?
Aktif : How do you take a photograph? = Nasıl fotoğraf çekersin?
Pasif : How is a photograph taken? = Fotoğraf nasıl çekilir?
2-Present Continous Tense
Pasif Yapma Formülü : Özne (subject) + to be + being + V3
Aktif : She is making a cake = O bir kek yapıyor.
Pasif : A cake is being made (by her). = Bir kek ( onun tarafından) yapılıyor.
Aktif : I am giving her red flowers. = Ben ona kırmızı çiçek veriyorum.
İki nesneli cümle olduğundan iki türlü pasif cümle yapılabilir.
Pasif 1: Red flowers are being given to him (by me) = Ona (benim tarafımdan kırmızı çiçekler veriliyor
Pasif 2: She is being given red flowers. (by me) = Anlamı aynı.
3- Present Perfect Tense :
Pasif Yapma Formülü : Özne (= Subject) + (have veya has) + been + V3
Aktif: I have never seen a lion. = Ben hiç aslan görmedim.
Pasif : A lion has never been seen by me. = Hiçbir aslan benim tarafımdan görülmedi.
Aktif : We have never met such a man before. = Daha çmce hiç böyle bir adama rastlamadık.
Pasif : Such a man has never been met before. = Böyle bir adama daha önce hiç rastlanılmadı.
Aktif : Have you ever discussed this matter? = Bu meseleyi, hiç tartıştınızmı?
Pasif : Has this matter ever been discussed (by you)? = Bı mesele (sizin tarafınızdan) hiç tartışıldımı?
Aktif : Have you paid him? = Ona ödeme yaptınız mı?
Pasif : Has he been paid ? = Ona ödeme yapıldımı?
4- Simple Past :
Pasif Yapma Formulü : Özne (=subject) + to be + V3
Aktif : I did my job. = Görevimi yaptım.
Pasif : My job was done. = Görevim yapıldı.
Aktif : She introduced me to her parents. = O beni ailesine tanıştırdı.
Pasif : I was introduced to her parents (by her). = Ben (onun tarafından) ailesine tanıştırıldım.
Aktif : He said that nobody loved him. = O kendisini kimsenin sevmediğini söyledi.
Pasif : He said that he was loved by nobody. = O kimse tarafından sevilmediğini söyledi.
5- Past Continous Tense :
Pasif Yapma Formulü : Özne (= Subject) + to be + being + V3
Aktif: He was painting the house. = O evi boyuyordu.
Pasif : The house was being painted. = Ev boyanıyordu.
Aktif : The workers were cleaning the streets. = İşçiler caddeleri temizliyordu.
Pasif : The streets were being cleaned by the workers. = Caddeler işçiler tarafından temizleniyordu.
Aktif : I was telling the children a fairy story. = Çocuklara bir cin hikayesi anlatıyordum.
Pasif : A fairy story was being told the children (by me) = Çocuklara (benim tarafımdan) bir cin hikayesi anlatılıyordu.
Aktif : Was he reading a newspaper? O gazeteyi okuyormuydu?
Pasif : Was a newspaper being read (by him)? Gazete (onun tarafından) okunuyor muydu?
6- Past Perfect Tense.
Pasif Yapma Formulü: Özne (=Subject) + had + been + V3
Aktif : My wife had arranged everything before I got home. = Ben eve varmadan önce, karım her şeyi ayarlamıştı.
Pasif : Everything had been arranged (by my wife) before I got home. = Ben eve varmadan önce her şey ayarlanmıştı.
Aktif : He had been to many countries before he settled down in Sakarya. = Sakarya’ya yerleşmeden önce bir çok ülke görmüştü.
Pasif : Many countries had been seen (by him) before he settled down in Sakarya. = Sakarya’ya yerleşmeden önce bir çok ülkeyi görmüştü.
7-The Simple Future Tense :
Pasif Yapma Formulü: Özne (=subject) + will + be + V3
Aktif: We will kill the enemies. = Düşmanları öldüreceğiz.
Pasif : The enemies will be killed = Düşmanlar öldürülecek.
Aktif: I’ll solve my problems. = Sorunlarımı çözeceğim.
Pasif : My problems will be solved. = Sorunlarım çözülecek.
Aktif : He is going to change the rules. = O kuralları değiştirecek.
Pasif : The rules are going to be changed (by him) = Kurallar onun tarafından değiştirilecek.
Aktif : Are you going to join the club? = Kulübe katılacakmısın?
Pasif : Is the club be joined ( by you)? = Kulübe katılınacak mı?
8-Future Perfect Tense:
Pasif Yapma Formulü : Özne (=subject) + will + have + been + V3
Aktif : I will have finished my work by the time the boss comes. = Patron geldiğinde ben işimi bitirmiş olacağım.
Pasif : My work will have been finished by me, by the time the boss comes. = Patron geldiğinde, işim (benim tarafımdan) bitirilmiş olacak.
Aktif : The employer will have dismissed him by year-end. = İşveren onu yıl sonunda işten çıkarmış olacak.
Pasif : He will have been dismissed by year-end. = O yıl sonunda işten çıkarılmış olacak
9-Yardımcı Fiiller
Aktif : We ought to prevent fires. = Yangınları önlememiz gerekir.
Pasif : The fires ought to be prevented. = Yangınlar önlenmelidir.
Aktif : I am not to trust you. = Sana güvenmemeliyim.
Pasif : You ara not to be trusred. = Sana güvenilmez ( güvenilmemeli.)
Aktif : He would visit his father in Bayram. . = Bayramda babasını ziyaret edecekti.
Pasif : His father would be visited in Bayram. = Babası Bayramda ziyaret edilecekti.
Aktif : He can hit the target. = O hedefi vurabilir.
Pasif : The target can be hit by him. = Hedef (onun tarafından) vurulabilir.
Aktif : She could move heavy objects. = O ağır nesneleri kımıldatabilirdi.
Pasif : Heavy objects could be moved by him. =Ağır nesneler(onun tarafından) kımıldatılabilirdi.
Aktif : I should knock the door before going in.= İçeri girmeden önce kapıyı çalmalıydım.
Pasif : The door should be knocked (by me) before going in. = İçeri gşirmeden önce kapı çalınmalıydı.
Aktif : The President was to have addressed the nation. = Başkan ulusa seslenmiş olmalıydı.
Pasif : The nation was to have been addressed (by the President).
10-Aktif Mastar (Active Infinitive) ve Pasif Mastar (Passive Infinitive) :
Aktif : I want you to love me. = Beni sevmeni istiyorum.
Pasif : I want to be loved by you. = Senin tarafından sevilmek istiyorum.
Aktif : I want you to read the book. = Kitabı okumanı istiyorum.
Pasif : I want the book to be read by you. = Kitabın senin tarafından okunmasını istiyorum.
Aktif : I want everybody to speak English. = Herkesin İngilizce konuşmasını istiyorum.
Pasif : I want English to be spoken by everybody. = İngilizce’nin herkes tarafından konuşulmasını istiyorum.
11-Gerund (ing’li filler) ve participle (isim-fiil) pasifleri
Aktif : I don’t want them to talk about me.
Pasif : I don’t want being talked about.
Aktif : He is talking about Turkey. = Türkiye’yi konuşuyorlar.
Pasif : Turkey is being talked about. = Türkiye konuşuluyor.
Aktif : He is happy that they promoted him. = Terfi ettirdikleri için mutlu.
Pasif : He is happy to be promoted. = Terfi ettirilmekten dolayı mutlu.
Aktif : He regretted that he has been elected the leader. = Lider seçildiğine teessüf etti.
Pasif : He regretted to have been elected the leader. = Lider seçilmiş olmaktan dolayı teessüf etti.
12-Get ve Got ile past participle kullanımı
Get ve onun geçmiş zamanı olan got bazı fiillerle beraber “to be “ yerine kullanılır be pasif (edilgen) yapı kurulur.
*Catch = caught = yakalamak
*arrest = arrested = tutuklamak
*Confuse = confused = kafa karışmak
*delay = delayed = gecikmek
*Divorce = divorced = boşanmak
*dress = dressed = giyinmek
*Drowne = drowned = boğulmak
*drink = drunk = sarhoş olmak
*Eelect = elected = seçmek
*engage = engaged = angaje olmak,
*Hit = hit = vurmak
*kill = killed = öldürmek
*Loose = lost = kaybetmek
*marry = married = evlenmek
*Stick = stuck = saplanmak, bağlı kalmak
Örnekler:
He got married = He was married = evlendi, evlendirildi.
He got killed = öldürüldü. = he was killed
He is getting arrested = tutuklanıyor = He is being arrested.
He got arrested = tutuklandı = He became srrested.
She got confused = Kafası karıştı, şaşırdı.
The rabbit got caught by the fox. Tavşan tilki tarafından yakalandı.
They got divorced by the decision of court. = Mahkeme kararıyla boşandılar(ayrıldılar)
We got stuck in the elevator. = Asansörde mahsur kaldık.
13-Genellikle Pasif Yapı İçinde Kullanılan Fiiller
İlginçtir ki; bazı fiiller aktif değil, pasif yapı içinde kullanılır.
To be born = doğmak : I was born in Sakarya in 1958 = Ben 1958 yılında Sakarya’da doğdum(doğmuşum)
To be married to = birisiyle evlenmek = He was ( got) married to a widow. = Bir dulla evlendi.
To be obliged to = yapmaya mecbur olmak. = You are obliged to support your family. = Aileni desteklemeye zorunlusun.
To be allowed to = izinli olmak, Noone is allowed to enter the forbidden zone. = Hiç kimseye yasak bölgeye girme izni verilmez.
14-Pasif Yapı İçinde Zarflar (Adverbs)
The show was very well organised. = Gösteri çok güzel organize edildi.
The workers have been poorly paid. = İşçilere az para ödendi.
The guests were nicely treated. = Misafirlere güzel davranıldı.
His real intensions were soon discovered. = Onun gerçek niyeti hemen anlaşıldı.
The letter was so badly written. = Mektup çok kötü yazılmıştı.
The house was beatifully decorated = Ev güzel bir şekilde süslenmişti.
The food was evenly distributed among the soldiers. = Yiyecek askerlere eşit olarak dağıtıldı.
The students are being fairly treated by school administration. = Talebeler okul idaresi tarafından adilane muamele görüyor.
The visitors have been superbly accomodated. = Misafirler mükemmel şekilde ağırlandı.
15- Diğer Tür Pasif Yapılar :
He is known to be the best athlet of the world. = Dünyanın en iyi atleti olarak bilinir.
She is believed to be a great actress. = Onun büyük bir artist olduğuna inanılır.
There is said to be petroleum in many parts of Turkey. = Türkiye’nin bir çok yerinde petrol olduğu söylenir.
It has been reported that there were many casualties.= Bir çok ölü ve yaralı olduğu rapor ediliyor.
The players are thought to have done their best to win the match. = Oyuncuların maçı kazanmak için ellerinden geleni yaptıkları düşünülüyor.
Many children are reportedly (are reported to be) killed in the fire. = Yangında çok çocuğun öldüğü rapor ediliyor.
REFLEXIVE PRONOUNS | Reflexive Pronouns Anlatımı
I me myself
you you yourself/yourselves
he him himself
she her herself
we us ourselves
they them themselves
Aşağıdaki Türkçe cümleye bakın.
- Beni bıçakla kestim.
Bu cümle yanlıştır, çünkü bu cümlede "beni" yerine "kendimi" kelimesi kullanılmalıdır. Şimdi aşağıdaki İngilizce cümleye bakın.
- I cut me with a knife.
Bu cümle de yanlıştır. "Me" beni ve bana anlamlarına geldiğinden burada kullanılması gereken reflexive pronoun "myself" olmalıdır.
- I cut myself with a knife. (Kendimi bıçakla kestim.)
Aşağıda reflexive pronoun'ların kullanımlarına ilişkin örnekler verilmiştir.
- She fell off her bicycle and hurt herself. (Bisikletinden düştü ve kendini incitti.)
- I sometimes talk to myself. (Bazen kendimle konuşurum.)
- He saw himself in the mirror. (Kendisini aynada gördü.)
- They paid for themselves. (Kendi hesaplarını ödediler.)
Reflexive pronoun ne zaman kullanılır?
Reflexive pronoun üç temel durumda kullanılır.
1 - When the subject and object are the same
(Özne ve nesne aynı olduğunda)
I hurt myself.(Kendimi incittim) (kendi kendimi)
The band call themselves "Dire Straits". (Grup kendine "Dire Straits" diyor.
He shot himself. (Kendini vurdu) (kendi kendini)
2 - As the object of a preposition, referring to the subject
(Özneyi gösteren bir edatın nesnesi olarak)
I bought a present for myself.
She did it by herself (=alone). Kendi kendine yaptı. (=tek başına)
That man is talking to himself.
2 - When you want to emphasize the subject
(Özneyi vurgulamak istediğiniz durumlarda)
I'll do it myself. (No-one else will help me.)
They ate all the food themselves. (No-one else had any.)